Selim Parlak ile Algı Aba Söyleşisi

Algı Özel Eğitim Kurumları Direktörü Selim Parlak, “Farkında Kalın-Özel Eğitim Üzerine Söyleşiler” kitabının yazarı Hasan Hüseyin Yıldırım’ın sorularını yanıtladı…

Selim bey merhaba, sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba 1978 İstanbul doğumluyum. Evli ve 1 çocuk sahibiyim. Pertevniyal Lisesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu İklimlendirme Soğutma Bölümü Önlisansı, Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Enerji Anabilim dalı Makina Öğretmenliği Lisansını tamamladım. Askerliğimi bitirdikten sonra çalışma alanı olarak engelli çocukların eğitimine gönül verdim. 2003 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı İstanbul Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi’nde (OÇEM) 1 yıl bireysel eğitimler uyguladım. Sonrasında bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 3 yıl müdürlük ve eğitimcilik yaptım. Yüzlerce farklı gelişim gösteren çocuğun bireysel eğitim ve gelişimini takip ettim. Bu süre zarfında İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Uygulamalı Psikoloji yüksek lisansını tamamladım ve tez konusu olarak da “Otistik Çocuğa Sahip Annelerin Empatik Becerilerinin İncelenmesi” konusunu ele aldım. 2007 yılında Algı Eğitim Öğretim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti’ nin kurucuları arasında yer aldım. Algım Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin sorumlu müdürlüğünü ve ABA Terapi Merkezi Birimi’nin yöneticiliğini yapmaktayım. Merkezde, farklı uzmanlar tarafından verilen, eğitimler ve seminerler organize ediyorum. Aynı zamanda bir çok eğitim, seminer ve kongrelere katılmaya devam ediyorum. ABA alanında İngiltere’den gelen ABA Uzmanı Nicola Stanley’den ABA uygulamaları konulu eğitimi aldım. Son olarak da ABA Uzmanı Nükte Altıkulaç’ın verdiği 5 modülden oluşan 40 saatlik eğitim seminerlerine katıldım ve ABA terapisi eğitim sertifikasını almaya hak kazandım. Çalışmalarımı; merkezin bilimsel, çağdaş, ilkeli hizmetler sunan, alanında lider ve rehber bir kurum olabilmesi amacıyla sürdürmekteyim.2014 yılında “Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği”nin kurucuları arasında yer aldım. 2017 ağustos ayında derneğe ait olarak “Türkiye’nin ilk ve tek özel eğitim konulu e-dergi”sini yayınlayan ekibin içinde yerini aldım.

Algı Aba Terapi Merkezi’nin kurucu ve yöneticisisiniz… Kuruluş felsefenizden bahsedip kurumunuzu tanımlayabilir misiniz?
Öncelikle söylemem gerekir ki Algı ABA bizim için hiçbir zaman büyümeyen bir çocuk, bir bebektir. Biz bu kurumu bir binanın 5. katında kurduğumuz zaman bu kurumun Türkiye’de bir ilki yapacağını ve ona göre hareket etmemiz lazım olduğunun bilincinde ve heyecanındaydık. Ve hala aynı heyecanda yolumuza devam ediyoruz. O yüzden Algı ABA’yı ben her zaman büyümeyen bir bebek olarak tanımlayacağım. Bize bu fikri yurt dışında yaşamış, otizmli çocuğu olan ortağımız söylemişti. Ve sıklıkla “ABA diye bir yöntem var, evde terapi vs.” diyordu. Bizde nedir, ne değildir diyerek kitaplar sipariş ettik, çeviriler yaptık. Emeklerimizin sonunda ABA’yı getirdik. İlk zamanlar evde eğitim yapıyorduk. Fakat Türk aile yapısının evde terapi ve eğitim vermeye müsait olmadığını gördükten sonra evde eğitimi bırakıp şu anki kurumumuzda eğitimlere başladık.

Diğer özel eğitim kurumlarına göre fark yarattığını düşündüğünüz eğitim metotlarınız neler?
Algı ABA olarak öğrencilere sunduğumuz eğitim metotlarımızı 7 farklı hususta örnekleyerek açıklayabilirim.

1- Algı ABA’nın yoğun eğitim vermesi, yani ayda 20, 40, 60, 80, 100, 120 olmak üzere 6 paket program ile çocuğun eğitsel ihtiyacına göre velilerin faydalanacağı biçimde hazırladığımız yoğunlaştırılmış eğitim sunmamız…

2- Algı ABA’nın bir süpervizör ile çalışıyor olması… Türkiye’nin ilk davranış terapisi uzmanı Nükte Altıkulaç bizim süpervizörümüz. Eğitim programımız ve çocuklar ile çalışmalar yapıyor. Biz kendisi ile her hafta Skype’dan fikir alışverişinde bulunuyoruz. Şunu içtenlikle söylemeliyim ki bir süpervizör ile çalışmanın tadı bir başka güzel. Biz ve çocuklar arasında adeta bir köprü görevi görüyor. Bazen çocuklarımız ile ilgili fikir alışverişinde bulunmak için doktor arkadaşları ziyaret ettiğimizde bize ilk olarak “süpervizör ile çalışıyor musunuz?” diye soruyorlardı. İlk zamanlar bunun öneminin farkında değildik. Ancak şu an bir süpervizör ile çalışmanın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

3- Her hafta Algı ABA olarak aileyi bir kere seansın içine alıyoruz… Biz buna “Uygulamalı Aile Eğitimi” diyoruz. Bizim ders yapılan sınıfların kapıları filmli, şeffaf camlı. Kapının dışından izletiyoruz. Sonra masanın yakınından izletiyoruz. Ve akabinde aile bizim moderatörlüğümüzde uygulamayı bizzat yapıyor. Bu duruma bazı aileler “benimle uğraşma, çocuğumu düzelt” diyebiliyorlar. Bizler ise çocukla günün büyük zaman diliminde beraber vakit geçiren ailenin bu sürece katılmalarını istiyor ve onları uygulamalara katıyoruz.

4- Algı ABA olarak kaynaştırmaya ön hazırlık yapıyoruz. Sınıfları iki öğrencinin öğrenim göreceği şekilde düzenliyoruz. Burada amacımız çocukların gürültü ve benzeri uyaranlara maruz kalarak öğrenme hızını bu şekilde ayarlayıp genel eğitim sınıflarına uyum sağlamasına ön hazırlık yapılmasını sağlamak…

5- Temel dil ve öğrenme becerilerini 25 beceri alanına ayırarak kendi içinde de hiyerarşik biçimde alt basamaklarını en ince detaylarına kadar kapsayan ABLLS (Assessment of Basic Language and Learning Skills) müfredatını kullanıyor olmamız da diğer kurumlara göre Algı ABA’nın bir artısı diyebilirim.

6- ABA temelli eğitim veren bir kurum olarak beceri öğretimi ve problem davranışların söndürülmesi hedeflerimiz sırasında datalar tutuyoruz. Bütün seanslarda bu dataları tutup analizini yapıyoruz. 10 denemenin 8’inde başarılı olup olmadığını artı eksi koyarak karar veriyoruz. Bu durum bir beceriden diğer beceriye geçerken bize veriler sağlamış oluyor.

7- Bunun yanında ev ziyaretleri yaparak öğrencileri evlerinde gözlemliyoruz ve haftada bir kere ABA ritüeline dönüşen veli toplantıları yapıyoruz.

Algı ABA’nın alandaki akademik çevreler ile iletişiminden bahseder misiniz? Akademik çevrelerce ABA’nın konumunu nerede görüyorsunuz?
Benim alan dışında olmamdan ötürü akademik çevreler ile sıkı fıkı bir bağımız şu ana kadar olmadı. Biz bu kişilere saygı duyuyoruz, bu alanın kongrelerine katılıp standlar açıyoruz, bunun yanında Türkiye’nin özel eğitim temalı ilk ve tek e-dergisini Algı sponsorluğunda çıkarıyoruz, kongrelere sponsorluklar yapıyoruz. Bunun yanında bazı hocalarımız ile yazışıp fikir alışverişlerinde bulunuyoruz. Örneğin Elif Tekin İftar, Gönül Kırcaali İftar hocalarımız bize Oçidep’i anlatan seminerler verdiler. Yani biz ABA olarak “Gerektiği yerde, gerektiği zamanda herkes ile fikir alışverişinde bulunup iş birliği yapan bir kurumuz” diyebilirim.

Türkiye’ de bir süpervizörle çalışarak ABA eğitimi veren tek kurumsunuz… Terapistleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?
Tabi. Algı Aba merkezini aynı zamanda Erken Destek Eğitim birimi olarak da isimlendirebiliriz. Bu yüzden özellikle uygulamada çalışacak arkadaşların çocuk gelişimi eğitimi görmüş tecrübeli kişiler olmasını önemsiyoruz. Özel eğitimciler, psikologlar, okul öncesi öğretmenleri, dil ve konuşma terapistleri, beden eğitimi öğretmenleri, fizyoterapistler ile çalışıyoruz. Yönetim ekibimiz de ise, benimle birlikte süpervizör ve 3 koordinatör ,2 asistan arkadaşımız var. Üç koordinatörümüz ise yüksek lisanslarını yapan arkadaşlarımız. Bir tanesi özel eğitim alanında yüksek lisansını yaparken diğer arkadaşımız klinik psikolojisi, bir diğeri de çalışma ve yönetim psikolojisi alanlarında yüksek lisansını bitirmiştir.2 ‘si aile danışmanlığı sertifikasına sahiptir.

Son olarak ABA sürecine başlatıp takvim yaşı ile gelişim yaşını eşitleyebildiğiniz, “mezunlarımız” diyebileceğiniz öğrencileriniz oldu mu?
Tabii ki oldu. Hatta kurumumuzun girişinde mezunlarımızın isimlerinin yer aldığı bir kütüğümüz bulunmakta. Takvim yaşı ile gelişim yaşlarını eşitleyebildiğimiz öğrencilerimiz kurumumuzdan ayrılmadan kütüğün üstündeki isimliklere isimlerini yapıştırıyoruz.

Kaynak: ÖÇED’in Selim Parlak ile Algı ABA Söyleşisi röportajından alınmıştır