Operants Dergisi İle Röportaj

Kendiniz biraz tanıtabilir misiniz?
Selim: 1978 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Enerji Anabilim dalı Makina Öğretmenliği Lisansını tamamladım. Aslında kendi alanımda iş başvurularında bulunurken bir komşum sayesinde otizmle tanıştım ve bu alanda meslek yaşantım başladı. 11 yıldır da bu alanda çalışıyorum.

Yüzlerce farklı gelişim gösteren çocuğun bireysel eğitimlerimi ve gelişimlerini takip ettim. Bu süre zarfında İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Uygulamalı Psikoloji yüksek lisansını tamamladım. Tezim “Otistik Çocuğa Sahip Annelerin Empatik Becerilerinin İncelenmesi” konusu üzerineydi. Algı Eğitim Öğretim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti’ nin kurucuları arasındayım. Bu şirkete bağlı olarak faaliyet gösteren Algım Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin sorumlu müdürlüğünü ve ABA Terapi Merkezi Birimi’nin yöneticiliğini yapmaktayım. Son ÖÇED yani özel çocuklar eğitim ve dayanışma derneğinin başkan yardımcılığı yapmaktayım.

Selim: İkimizde uygulamalı davranış analisti Nicole Stanley tarafından verilen UDA uygulamaları seminerine katildik. Ayrıca bir başka davranış analisti olan Nukte Altikulac’in verdiği 5 modülden oluşan 40 saatlik eğitime katildik. En önemli çalışmamız biz burada bir UDAuzmanı olan Nükte Altıkulaç ile çalışıyoruz kendisi PENN STATE UNIVERSITY’de “APPLIED BEHAVIORAL ANALYSIS” okumuş ve bize süpervizörlük yapıyor ayrıca biri psikolog diğeri UDA master programına devam eden 2 eğitim koordinatörüyle çalışıyoruz. Bu kuruma bağlı herkes için çok büyük bir avantaj ve Türkiye’de çok az kişinin bu sistemle çalıştığını biliyoruz. Çocuklar haftada 20-120 seans arası eğitim alıyorlar. 25 farklı beceri alanında çocuğu değerlendiren ABLLS ( Assessment of Basic Language and Learning Skills) değerlendirme aracını kullanıyoruz ve çocuğun müfredatını buna göre ayarlıyoruz. UDA`yı tanımadan önce bu kadar detaylı bir değerlendirme yapmıyorduk. Sadece genel olarak çocuğun ne bilip ne bilmediğine bakan kaba değerlendirme formları vardı o kadar.

Parin: Ben annelere çok yakın olduğum için işin hem teknik hem de duygusal yönünü birleştirdik diyebilirim. Bunun dışında yapılan ciddi kongrelere mutlaka katılım gösteriyoruz. Hatta bu kongrelere poster sunumlar yapıyoruz. Her yeni çıkan kitabı takip ediyoruz. Takip ettiğimiz kitaplar dil problemi nedeniyle daha çok Türkçe ders kitapları oluyor.

Türkiye’de davranış analisti/uygulamalı davranış analisti kavramı son birkaç yıldır özellikle özel eğitim alanında daha sık duyduğumuz bir kavram haline geldi. sizin çalışmalarınızın uda ile ilişkisi nedir? uda’ya yönelme süreciniz ve ilginiz hakkında neler söylemek istersiniz?

Selim: Su an hangi ülkede olursa olsun var olan sistemler araştırıldığında zaten UDA`ya yönelmek kaçınılmaz. NAAC raporuna göre de UDA su an bilimselliği kanıtlanmış 3 yöntemden biri. UDA`da genelleme var, pekiştireci silikleştirme var. Beceriyi öğrettikten sonra kontrol zamanları var.

Parin: Bir de UDA’nın yaşı yok bir kere her yaş grubu için çok uygun. Çok kolay uygulanabilir bir yöntem uygulayıcılar için. Data’ya dayalı bir yöntem çocuk bir başka bir terapiste geçtiği zaman çocuğu alan terapistin ben ne çalışacağım deme şansı yok. Olumsuz bir davranışın yerine olumlu bir davranış koymayı hedefliyorsunuz. Herkes farklı bir dil konuşmuyor bu nedenle çocuk da ne yapacağını biliyor. Bunun dışında UDA ile aynı anda pek çok beceriyi çalışabiliyorsunuz. En önemlisi UDA pekiştirmeye dayalı bir  yöntem olduğu için çocuk mutlu oluyor ve mutlu olduğu için o davranışı ya da beceriyi içselleştiriyor bu yüzden bizim çocuklarımız için çok işlevsel tüm bunlar bizi UDA`ya yönlendirdi.

Sizce türkiye’de uygulamalı davranış analizine yönelik nasıl bir bakış açısı söz konusu?

Selim: UDA Türkiye’de kullanılmıyor çünkü bilinmiyor. Özel Eğitim kurumlarının kullandığı benimsediği bir yöntem değil çünkü personel UDA sistemine direniyor. İnsanlar data tutmayı gereksiz görüyorlar.

Parin: Uygulamacılardan dolayı sevilmiyor açıkçası bilen bilmeyen uyguluyor UDA’yı. Çok azı gerçek UDA’yı uyguluyor. UDA ve davranışçı sistem hep cezaya dayalı zannediliyor. Yanlış uygulamalar yüzünden mekanik kalıyor ve ne yazık ki eleştirildiği yere gelebiliyor. Biraz davranışçı yaklaşıyorsa ben UDAuyguluyorum diyor. Türkiye’de genel olarak baktığımızda ise böyle bir eğitimi verebilecek kurum sayısı çok az çünkü insanların maddi gücü ve kurumların kapasitesi bunun açısından yeterli değil. Aileler de yine aynı şekilde UDA’yı bilmiyor.

Uygulamalı davranış analizinin temeli olan davranışçı yaklaşım ve skinner’ın radikal davranışçılık felsefesi hakkındaki kendi bilgilerinizi ve türkiye’deki genel duruma ilişkin gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Selim: Psikoloji yüksek lisansım sırasında modern psikolojide okuduk ama yüzeysel kaldı bu bilgiler. Çünkü ülkemiz psikoloji bölümlerinde UDA çok tanınmıyor daha dışarıda bir konu olarak kalıyor. Zaten Türkiye tarihine bakacak olursak ilk OÇEM 1999 yılında kuruldu yani otizm ve UDA çok yeni bir konu ülkemizde.

Parin: Bu konuda kongrelerde, seminerlerde bilgiler aldık ancak daha çok uygulama kısmında yer aldığımız için davranışçılığın tarihçesi, felsefesine uzağız. İşe uygulamacı olarak baktığımızda ise evet davranışçılığın felsefesi çok güzel ancak yanlış uygulandığında o felsefenin çökmesine ve insanların önyargılarından kurtulamamasına neden oluyor.

Sizce türkiye’de uygulamalı davranış analizinin yaygınlaşması, olumsuz bakış açısının değişmesi ve doğru bir şekilde uygulanması, davranışçı yaklaşım ve skinner’ın radikal davranışçılık yaklaşımı hakkında bilgi düzeyinin artması için neler yapılabilir?

Selim: Biz UDA’nın bilinmesi için kendi adımıza savaş halindeyiz diyebiliriz. Özellikle UDA’yı uygulayacak iyi uygulamacıların yetiştirilmesine ihtiyaç var. Süpervizörlük alabileceğimiz kişi sayısı çok az. Onları yetiştirmek ve sistemde tutmak için çaba gösteriyoruz biz de. Örneğin şu an otizm dernekleri federasyonu ile birlikte ÖÇED olarak UDA terapistlerinin edindiği tecrübeleri birbirleri ile paylaşacakları bir seminer düzenleyeceğiz. Türkiye’de bu konuda kişilerin bireysel olarak kendilerini geliştirebilecekleri ana dilde kaynak çok az. UDA ders olarak sadece özel eğitim bölümlerinde okutuluyor oysa lisansta böyle bir bölüm yer alabilir.

Parin: Seminerler, duyurular yapılmalı. Şu an ülkemizde insanlar sosyal medyada yaşıyor bu nedenle sosyal medyanın da gücü kullanılmalı UDA’nın tanınmasında. İnsanların UDA eğitimi almış ve almamış çocuklar arasında nasıl bir fark olduğunu görmeliler. Ben Nükte Hanım ile birlikte tanıdım UDA’yı ama şu an keşke benim oğlumda bu eğitimi alabilseydi diyorum eminim çok farklı yerlerde olurdu.

Son olarak, Operants okurlarıyla paylaşmak istedikleriniz var mı?

Selim: Yurt dışından nasıl bakılıyor Türkiye hakkında ne biliniyor bilmiyorum ama ülkemizde özel eğitimin UDAile daha iyi yerlere gelebilmesi için bu işi daha iyi standartlarda yapan ülkelerin, kişilerin bilgilerinden faydalanmak istiyoruz. Seminer olabilir onların desteklerini bekliyoruz. Bunun dışında biz bu derneği ve Operants’ı sizin (Yeşim & Hande) aracılığınız ile duyduk bu dergiye Türkçe olarak ulaşabilmek güzel olurdu.

Kaynak: Operants Dergisi İle Röporaj